Bilirim ki: "Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!" Ve yine bilirim ki: "Yeis, ümmetlerin, milletlerin 'seretan' denilen en dehşetli bir hastalığıdır." Ancak yine bilirim ki: "Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz..." Bu sözlerin söylenmesinden yüzyıl geçmesine rağmen, Gazze üzerinden hâl-i İslam'a bakıp, şöyle teşhis ederim: Henüz müslümanların siyasası 'müstakil' bir irade kazanmamıştır. Hatta 'nim-müstakil' demek bile güçtür. Bediüzzaman Hazretlerinin bu hususta bir parça övdüğü Vehhabiler dahi artık o meziyetlere sahip değillerdir.
Buna mümasil ne Pakistan ne de Türkiye 'Amerika-Avrupa kontrolünden' çıkmış hüviyettedir. O halde müslümanlarda hâsıl olan ümidin kaynağı nice oluyor? Allahu a'lem, müslümanlar, düşlemekten yandıkları bir hayalin gerçekleşeceği hüsnüzannıyla Mekke İttifakına sarılıyorlar. Lakin Gazze kışının şiddetli ihtarını çabuk unutuyorlar. Eğer bu siyasetten bize bahar gelecek olsaydı bu kadar uzun zemherir yaşamazdık. "Herşeyin bir vakt-i muayyenesi var." Doğru. Fakat ümidin de öyle olmalı. Ümidin de oranı beklentilerin karşılanma miktarıyla bir gitmeli. Henüz ellerine birşey geçmemiş kapılara büyük umutlar bağlayanlar muhtemelen dolandırılıyorlar.
Erdoğan hakkında suizan sahibi değilim. Ancak onu gözümde abartıyor da değilim. Bu satranç tahtasında, taşlar bu şekildeyken, onun da hamleleri bu kadar olabiliyor. Hamiyeti vardır. İnanırım. Lakin o hamiyetin de sınırları var. Dünyada, onun da varlığını kabul ettiği, dengeler var. Siyasette, onun da çekilmişliğini kabullendiği, sınırlar var. Ve bu dengeler/sınırlar nedeniyle biz Gazze'ye müdahil olamadık. Yüzbinlerce insanın kadın-çocuk denilmeden katledilişini izledik. Halen de izliyoruz. Başını çevirmeyenler için film oynamaya devam ediyor. Onu izlediğimiz sürece ben büyük hayallerin adamı olamayacağım. "Bir tane sıdk bir harman yalanları yakar. Bir tane hakikat bir harman hayalâta müreccahtır." Şimdi, ben, Allah'tan yana değil ama, siyasetten yana umudum bitik bir kenarda yeisimle boğuşmaktayım. Ne zaman Gazze'de çiçekler açar, beni uyandırın, biraz umutlanayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder