Hülya Soyşekerci, Bornova'dan Gün Rengi Sayfalar'da, İzmir'in Yunan işgalinden kurtuluşunu şöyle aktarıyor:
"Takvimler 9 Eylül 1922'yi gösterinceye kadar Bornova'da halktan hiçkimse gelişmelerden haberdar olamamıştı. Birşeyler hissediliyordu ama Rumların yanısıra Türkler de tedirgindiler. Bir özel görüşmede Cafer Arıcan şunları anlatıyor: 9 Eylül sabahı silah sesleriyle uyandık. Çatışmanın kimlerle olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Bu yüzden herkes evine kapanmıştı. Türk birlikleri akşamdan Çiçekli köyüne kadar gelmişler ama haberimiz yoktu. Saat 9-10 gibi Türk askerleri Manisa ve Belkahve yönünden olmak üzere iki yönden Bornova'ya girdiler. Hemen Büyük Cami'nin minaresine bayrak çekildi ve salâ okundu. Hâdiselerin lehimize cereyan ettiğini o zaman anladık."
Hatırlarsınız, neredeyse yüzyıl sonra aynı İzmir'de, Narlıdere Kutlu Yalvaç Camii'nde, 'halkı darbe teşebbüsüne karşı direnişe çağırmak için' salâ okuyan müezzin Mehmet Kuzgun darbedilmişti. Olay emniyete de yansımıştı. Saldırganlar küçük cezalar aldılar. (Bir ibretli tevafuk olarak da, saldırıyı yapan ailenin babası, yine bir 15 Temmuz'da, aynı camiden salâsı okunarak defnedilmişti.) Yani bir zamanlar düşman işgalinden kurtuluşunu salâ okuyarak duyuran İzmir'de, ne olmuşsa olmuş, salâ okuyana saldırılacak kadar fıtratlar bozulmuştu. Ve şimdi, İzmir'in CHP'li büyükşehir belediye başkanı AK Parti'ye geçtiği için, İzmirli oyuncu Berna Laçin de şöyle tivit atıyordu:
"İzmir daha önce de işgal edildi. Korkma!"
Bediüzzaman Hazretleri 'Lemeat' isimli eserinde ahirzamanın 'kafa karıştırıcı' şu özelliğine dikkat çekiyor:
"Zaman olur ki, zıd, zıddını saklarmış. Lisan-ı siyasette lâfz mânânın zıddıdır. Adalet külâhını zulüm başına geçirmiş. Hamiyet libasını, hıyanet ucuz giymiş. Cihad ve hem gazâya, bağy ismi takılmış. Esaret-i hayvanî, istibdad-ı şeytanî, hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebâdül, isimlerde tekabül, makamlarda becâyiş-i mekânî."
İşte bu 'zıdlarda emsal, suretlerde tebadül, isimlerde tekabül, makamlarda becayiş' meselesini 1984 romanında Orwell 'Karşıt Söylem' olarak tanımlıyor. Ve 'vatandaşın gerçeklik algısını karıştırmak için' özellikle böyle yapıldığına dikkat çekiyor. Sözgelimi: Hikâyede işkence faaliyetlerini 'Sevgi Bakanlığı' yönetiyor. Savaşı 'Barış Bakanlığı' yürütüyor. 'Doğruluk Bakanlığı' tarihi çarpıtıyor, arşivleri değiştiriyor ve sürekli yalan haber yapıyor:
"Parti, yürüttüğü faaliyetlerin tam tersi adlara sahip bakanlıklar kurarak, karşıt söylemi kurumsallaştırmıştır. Özetle: Orwell, 1984'te, gücü elinde tutan otoritelerin kelimelerin anlamlarını tersyüz ederek, gerçeği nasıl manipüle ettiğini ve insan zihnini nasıl köleleştirdiğini anlatır."
Buna günümüzden bir misal de ben vermek istiyorum: 'Cumhuriyet Halk Partisi.' Evet. Kurulmasından, mecbur bırakıldığı 1950 yılına kadar hiç seçim yaptırmayan bir elitler iktidarı kendisini hem 'cumhuriyet'e hem de 'halk'a nisbet ediyorsa, bu elbette düpedüz karşıt söylemdir. O iktidarın 'Türkleştirme' çalışmaları da düpedüz 'Türklükten çıkarma'dır. Ve yine, dikkat edelim, yakın tarihte ABD'nin 'özgürlük götürmek' için yaptığı 'kanlı işgaller' pek meşhurdur. Onlar da pekâla 'karşıt söylem'e misal olarak verilebilir.
Berna Laçin'in paylaşımında da neyin 'karşıt söylem' neyin 'gerçek' olduğunu kavramak için mevzuun hakikatine inmek gerekiyor galiba. İzmir nasıl kurtarıldı? İzmir kimden kurtarıldı? İzmir'i kimler kurtardı? Bu sorulara vereceğiz cevaplar doğruysa karşıt söylemi hemen teşhis edebilirsiniz. 1) İzmir müslüman ordunun cihadıyla kurtarıldı. 2) İzmir zalim Yunan ordusunun işgalinden kurtarıldı. 3) İzmir'i sarıklı mücahidler, çarşaflı mücahideler kurtardı. Eğer cevaplarınız bu isabetteyse, maşaallah, elbette halis cevaplarınıza göre hakiki bir karşılığınız olacak. Yok, cevaplarınız başka şekildeyse, yani tâ oradan hakikati çarpıtmaya başlatmışsanız, geçmiş olsun, salâdan rahatsız olduğunuz gibi AK Partili bir belediye başkanından da rahatsız olursunuz. Hatta o belediye başkanı eski CHP'li olsa bile rahatsız olursunuz. 'İşgal' sayarsınız.
Aslında işgale uğrayan belki de sizsinizdir. Sizin düşünme şeklinizdir. Sizin mahiyetinizdir. Evet. Fakat, işte, kendindeki asırlık işgali farketmeyenler başkalarını işgalci sayabilirler. Tıpkı rahatsızlıklarını idrak edemeyecek durumdaki psikiyatrik hastaların çevrelerindeki tüm dostları düşman bellemesi gibi, siz de, yardımcı olmaya çalışanlara 'Yunan ordusu' gözüyle bakarsınız. Eh, yazık, geriye "Allah şifa versin!" demekten başka çare kalmaz artık. Biz de kemalistlere aynı şifayı dilemekten başka çare bulamıyoruz. Zira kurtarılmayı bile anlamıyorlar.
büyükşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyükşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ekim 2026 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Berna Laçin AK Parti'yi neden Yunan ordusu sanıyor?
Hülya Soyşekerci, Bornova'dan Gün Rengi Sayfalar'da, İzmir'in Yunan işgalinden kurtuluşunu şöyle aktarıyor: "Takvimler 9 Ey...
-
Hatırlarsanız, bir hafta kadar önce Cemil Tokpınar abiye dair bir analizimi yazmıştım. Çok derinlemesine sayılmayacak, kısacık birşey. Şim...
-
Tabii insanın ağırına gidiyor. Zamanında, FETÖ'nün Zaman'a 10 Kasım'da aldığı tam sayfa ilan nedeniyle ortalığı yıkan muhafazakâ...
-
Mustafa Armağan Hoca, yıllar önce okuduğum bir yazısında, şöyle diyordu: "Burada tepkileri göze alarak şunu söyleyeyim ki: Nutuk'u ...