Okan Bayülgen bir vakitler 'sosyalmedya fenomenleri' hakkında ağır ifadeler kullanmıştı:
"Onların çöpe atıyorum hepsini ben. Onlar çöp. Hepsi çöp. Para kazanmaya çalışan zavallılar hepsi. Hiçbirşey olmaz onlardan. Onlar, bazı aplikasyonlar geçerliliği koruduğu sürece birşey yapabilen, bu yolla da üç-beş kuruş para kazanabilen insanlar. Başka birşey değil. Ve sevdiğimiz, tanıdığımız sanatçıların bu işlere girmesi bende utanç duygusu uyandırıyor. Neden sanatlarını yapmak yerine Instagram üzerinden buna tenezzül ederler anlamıyorum. Çok çirkin birşey bence..."
Bense bu tip eleştirileri işittiğimde şöyle düşünüyorum: "Fanilik artık faniliği de yutuyor." Evet. En kısa şekilde böyle özetleyebiliyorum. "Fanilik artık faniliği de yutuyor." Çünkü bu tenkidler bekaya çalışanlardan çıkan şeyler değil. Nihayetinde hedefleri dünya olan insanlardan gelen oklar. Sekülerler sekülerleri eleştiriyor yani. Ve dünyayı hedefleyen illa faniliği de hedeflemiştir. Çünkü dünya geçiciliktir. Gözün bir sonsuza dikilebilmesi için sonsuzun mümkün olduğu bir âleme/anlama dikilmesi lazımdır.
Kıyametine giden bir kainatta/oluşta sonsuzluk düşlemek muhali düşlemektir. Muhali düşleyen maksuduna asla erişemez. Ne denli kalıcı bir malzemeyle kuruluyor olursa olsun, isterse demire-çeliğe yaslansın, yine de fanidir. Toprak nice Nemrud'un, Firavun'un, Karun'un, Samiri'nin yakılmaz-yıkılmaz sanılan heykellerini, kabirlerini, saraylarını yalayıp yutmuştur. Onların yanında Bayülgen'in şovlarının, tiyatrolarının, filmlerinin ne ederi vardır? Fanilik hepsini yutacaktır. Hiçbirinden eser kalmayacaktır.
Ancak, hazindir, bu fena talipleri birbirlerine bakarak kendilerinde bir kalıcılık düşlüyorlar. Daha geçicilerden geçiciliklerine teselli alıyorlar. Tıpkı uzun yaşayan kelebeklerin türlerinin daha kısa yaşayan üyelerine bakarak övünmesi gibi. "Sen bir hafta mı yaşıyorsun? Yazık. Cık, cık... Ben bir ay yaşıyorum!"
Bayülgen, yaptığı işlere bakarak kendinin, sosyalmedya fenomenlerini 'çöp' olarak görüyor. Yani böyle görme hakkını kendinde buluyor. Nasıl? Çünkü hemneslinin ürettiklerinin kalıcılığı ona göre daha fazlaydı. İnternet yoktu. Bu kadar üretim yoktu. Hatta yine kendisi, başka bir internet platformunda, eskiden ünlülerin sayısının çok az olduğunu, programlarına konuk bulmakta zorlandıklarını anlatmıştı.
Şimdi kamera herkesin elinde. Yalnızca elitlerin görünebildiği televizyon yerine herkesçe ulaşılır internet platformları var. Böylece rakipler çoğaldı. Sahne genişledi. Andy Warhol'un 1968'deki kehaneti gerçekleşti. Herkes birkaç dakikalığına da olsa ünlü olmayı başarabiliyor. Gündem o kadar hareketli ki daha yavaşını kaldırmıyor. Eğer uzun süre birşey üretemezsen elenirsin. Arkalara atılırsın. Unutulursun. Üretim hızının artması 'unutulma hızını' da epey arttırdı. Kalması istenenler arttıkça 'kalıcılık' azaldı. Horgördüğü fenomenler Bayülgen'lerin epeyce önüne geçtiler. Onları çöpleştiren de biraz bu aslında...
Onlar ömürleri daha kısa kelebekler. Bununla hiçbir kavgaları da yok. 'Kalıcılık' aramıyorlar hiç. 'Haz' arıyorlar. Anlık hazlar. O gün arkadaşlarıyla yaşadığı en boş hâdiseyle/konuyla birkaç dakikanızı almayı başaran Influencer 'hedefine ulaşmış Influencer'dır. Sizden aldığı vakti kazanca dönüştürmüştür. Zaten şu hayatta herkes birbirinden zaman alıp zaman satar. Çalıştığınız firmaya emeğinizle birlikte zamanınızı da vermiş olursunuz. Oradan aldığınız parayla da kendinize araba alırsınız. Araba yollarda daha az zaman harcamanızı sağlar. Böylece zaman satılmış ve sonunda yine geriye zaman alınmış olur.
İnsanın en büyük sermayesi zamanıdır. O yüzden onunla en çok aradığı da kalıcılıktır. Kalıcılık, verdiğiniz zamanı, daha kârlı birşeyle değiştirdiğiniz hissi uyandırır. Zamanınızı vererek kazandığınız parayla nihayet ev aldığınızda hep sizinle kalacağını düşlediğiniz birşey almış olursunuz. Verdiğiniz zamandan daha fazlasını almış gibi hissedersiniz. (Eğer evden memnunsanız tabii.) Fakat aynı parayla kısa sürede sizi bırakacağını düşündüğünüz bir yatırım yapsanız, mesela günlük bir geziye harcasanız, bu size kötü hissettirir. Zira verilen zamanla kazanılan zaman arasında uyumsuzluk vardır. Kazanılan verilenden az kalmıştır. Sanatçılar bu nedenle hep kalıcılık düşlerler. Eserlerini kalıcılığı hedefleyerek üretirler. Aldıkları verdiklerinden daha fazlaysa gözlerine görünmez. Lakin ahirzamanın bir seciyesi, hadisle de haber verilmiştir, zaman hızlanmaktadır. Zamanın hızlanması faniliğin de hızlanmasıdır. Ve, evet, Bayülgen'in nesline kıyasla artık ekrana yapılan üretim 'daha günübirlik olarak' düşünülmektedir.
Fakat, dikkat edelim, Bayülgen'in yaptığı üretim de evvelindekilere 'çöp' gelmiştir. Kınanmıştır. Eleştirilmiştir. Sekülerizm, her yine nesilde, bir önceki nesle göre daha 'fani/boş' şeyler üretmektedir.
Bediüzzaman Hazretleri tam bu makamda diyor:
"Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı gayet muhteliftir. Ve mevcudat ise, mütedahil daireler gibi birbiri içinde iken, hükümleri zeval noktasında ayrı ayrı oluyor. Nasıl ki saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı ve saati ve günleri sayan daireleri zâhiren birbirine benzer, fakat sür'atte birbirine muhaliftir. Öyle de, insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir.
Meselâ, cismin bekàsı, hayatı, vücudu, bulunduğu bir gün, belki bir saat olduğu ve mazi ve müstakbeli mâdum ve meyyit bulunduğu halde, kalbin hazır günden çok gün evvel, çok gün sonraki zamana kadar daire-i vücudu ve hayatı geniştir. Ruhun hazır günden seneler evvel ve seneler sonraki bir daire-i azîme, daire-i hayatına ve vücuduna dahildir. İşte bu istidada binaen, hayat-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlâhiye ve muhabbet-i Rabbâniye ve ubudiyet-i Sübhâniye ve marziyât-ı Rahmâniye cihetiyle, bu dünyadaki fâni ömür, bâki bir ömrü tazammun eder ve ebedî ve bâki bir ömrü intaç eder ve bâki ve lâyemut bir ömür hükmüne geçer.
Evet, Bâkî-i Hakikînin muhabbet, marifet, rızası yolunda bir saniye, bir senedir. Eğer Onun yolunda olmazsa, bir sene bir saniyedir. Belki Onun yolunda bir saniye lâyemuttur, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde ehl-i gafletin yüz senesi bir saniye hükmüne geçer."
Demek, Bayülgen'in sözde Influencer'ları eleştirmeye ne kadar hakkı varsa, bizim de Bayülgen'leri eleştirmeye o kadar hakkımız var. Çünkü bir müslümanın dünyasında kalıcılık 'Allah için olma' halidir. Önce niyette, sonra amelde... İhlas budur. Allah'ın rıza dairesinde işlenmemiş işin kalıcılığı yoktur. Zira sonsuzu hedeflememiştir. Sonsuzluk Sahibi için eylenmemiştir. Hedefliği fena dairesinde bir başkalıktır.
Sözgelimi: Atını satıp araba almaktır. Arabasını satıp ev almaktır. Böylesi nicel değişikliklerin asla fenadan kurtuluş anlamına gelmediğini kıyameti tasvir eden ayetler ifade eder: "Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar kararıp döküldüğü zaman, dağlar yürütüldüğü zaman..." Subhanallah. Bütün bunlar olduğunda, Bayülgen'in çöp gördüklerinden geriye zaten birşey kalmayacaktır da, çöp görmediklerinden geriye ne kalacaktır? Yani, nokta-i nazar ahiret olduğunda, Bayülgen'in salt bu dünyaya harcadığı sunî emekler de çerçöptür. Sanat diye övündüğü şeyler de çerçöptür. Ademe adanmış hiçbir amelin âdeme kalıcılıkta faydası olmaz. İster yüz, ister beşyüz, ister bin yıllarca dayansın. Sonunda Allah için olmayan herşey çöp olacaktır. "O gün yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar eriyip akan bir kum yığını oluverir..."
Yanlış anlaşılmasın. Çöpün çöpü eleştirmesinden şikayetçi değiliz. Fakat çöpten çöpe geçmekten hayır ummuyoruz. Influencer'ların tek faydası, mimsiz medeniyetin, yani hakikatte deniyetin, dünyevî ilgi/kalıcılık üzerine kurdukları sanatın ne kadar boş olduğunu göstermeleridir. Ve oradan kendilerine bir kemal biçenleri bitirmeleridir. İşte katlanamadıkları meyveleri büyüdü-büyüyor. Hakiki bekanın asıl talipleriyse, hiç değişmediler, hâlâ ebediyet yurdu cennete çağırıyorlar. Müşterileri az. Sesleri kısık. Yüzleri solgun. Olsun. Belli ki birgün çöpler de kendilerine katlanamayacaklar. O zaman illa artacaktır.
Okan Bayülgen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okan Bayülgen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Eylül 2026 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Peki Okan Bayülgen de fani değil mi?
Okan Bayülgen bir vakitler 'sosyalmedya fenomenleri' hakkında ağır ifadeler kullanmıştı: "Onların çöpe atıyorum hepsini ben. On...
-
Hatırlarsanız, bir hafta kadar önce Cemil Tokpınar abiye dair bir analizimi yazmıştım. Çok derinlemesine sayılmayacak, kısacık birşey. Şim...
-
Tabii insanın ağırına gidiyor. Zamanında, FETÖ'nün Zaman'a 10 Kasım'da aldığı tam sayfa ilan nedeniyle ortalığı yıkan muhafazakâ...
-
Mustafa Armağan Hoca, yıllar önce okuduğum bir yazısında, şöyle diyordu: "Burada tepkileri göze alarak şunu söyleyeyim ki: Nutuk'u ...